“İngiliz şair ve din adamı John Donne, Kopernikçiliğin farkındaydı ve bunun gerçekten de doğru olabileceğinden korkuyordu. Bunu, insanın aklını hasta edecek ve geleneksel Aristocu ve Ptolemaiousçu evren bilimin dokumasını parçalayacak bir kötülük olarak görüyordu. Dünyanın Bir Anatomisi adlı şiiri, gelecekle ilgili bir huzursuzluk duygusunu ve bir kaybın ardından hissedilen üzüntüyü işler ve aktarır….
Bu rengarenk işlenmiş duvar örtüsündeki herhangi bir ipliğin sökülmesi, bütün dünya görüşünün tehlikeye atılması olarak görülüyordu.”
Cushing, Fizikte Felsefi Kavramlar

1609 yılı, Batı kozmosunun yıkıldığı seneydi. Galileo’nun teleskobu, Kepler’in gezegenlerinin hareketine dair yazını, Ay’ın görüntüleri yeni düzene işaret etti. Dünya’nın evrenin merkezinde olmadığını, Güneş’in etrafında döndüğünü; dahası, sayısız galaksi olması ve hatta sayısız dünya olması fikri de bu senenin tohumları olacak biraz sonra. İnsanın evrendeki yerinin değişmesiyle beraber, bu inancın üzerine inşa edilmiş tüm kozmos sorgulanmaya başladı. Dolayısıyla onun üstüne inşa edilen insan algısı da. Bilinen tüm hiyerarşiler sarsıldı, denklemler değişti, görünen birden görünmeze dönüştü. Shakespeare’in soneleri de ilk bu sene basıldı.
Donne’un Dünyanın Bir Anatomisi (1621) şiiri, bu sarsıntılı dönemde endişeli bir vedayla beraber meraklı bir bekleyişin şiiri. Bilinen tüm düzene veda, gelmekte olan yeni her şeyi sezen bir heyecanla karışık merak.
…
And new philosophy calls all in doubt,
The element of fire is quite put out,
The sun is lost, and th’earth, and no man’s wit
Can well direct him where to look for it.
And freely men confess that this world’s spent,
When in the planets and the firmament
They seek so many new; they see that this
Is crumbled out again to his atomies.
‘Tis all in pieces, all coherence gone,
All just supply, and all relation;
Prince, subject, father, son, are things forgot,
For every man alone thinks he hath got
To be a phoenix, and that then can be
None of that kind, of which he is, but he.
…
…
Yeni felsefe şüpheye düşürür her şeyi,
Ateş elementi büsbütün söndü,
Güneş gitti, dünya da; ve hiçbir insanın aklı
Gösteremez onları nerede bulacağını.
Ve itiraf ediyor insanlar dünyanın tükendiğini,
Gezegenlerde ve gökkubbede
Aradıklarında yenilerini; görüyorlar ki bu dünya
Ufalanıp dağılmış yine zerrelerine.
Parçalanmış her şey, tüm tutarlılık yok olmuş,
Tüm adil düzen ve tüm bağlar;
Prens, tebaa, baba, oğul, unutulmuş şeyler artık,
Çünkü her insan tek başına zannediyor kendini
Bir anka kuşu olmuş da,
Kendinden başka kimse kalmamış gibi.
…
Bir kriz şiiri denebilir buna, ancak yasın ve kutlamanın bir arada olduğu belki. Dünya merkezden ayrılınca, onunla beraber bin yılldır inşa ettiği felsefe de merkezden ayrıldı. Artık Dünya yok; insan, birey, bilinç var. Hamlet’in Çağı.
Yorum bırakın